Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA'nın Aksu ilçesinde, Büyük İskender'in savaşta silahlarını saklayıp, askerlerini çamuruyla tedavi ettirdiği gibi efsanelere de konu olan özel mülkiyetteki Karataş Mağarası'nda yapılması planlanan 'tekno parti', tepkilere neden oldu. Pamukkale Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nden Dr. Oruç Baykara, 'Bu etkinlik Karataş Mağarası'na geri dönüşü olmayan zararlar verebilir' dedi. Arazinin mülk sahibi Çağlar Karataş ise mağaranın özel mülkiyete konu, tapulu taşınmaz içerisinde olduğunu belirterek, 'Mağaralar koruma derecelerine göre A, B, C ve D olarak 4 gruba ayrılır. Bizim mağaramız da D grubu mağara olmakta ve özel bir kısıt olmadan kullanılabilecek mağaralardandır' diye konuştu.
Aksu ilçesi Yeşil Karaman Mahallesi'nde M.S. 930 yılına kadar Aziz Paulos Mağarası olarak bilinen, 1081 yıl kapalı tutulduktan sonra 2011 yılında yeniden ziyarete açılan Karataş Mağarası'nda 10 Ocak Cumartesi günü düzenlenecek 'tekno parti' organizasyonu, tartışmalara yol açtı. Karataş ailesinin 1998 yılında ihale ile satın aldığı 30 dönümlük arazi içerisinde bulunan mağara, restorasyonu sonrasında işletme amaçlı bir firmaya kiraya verildi. İçerisi ışıklandırılan, 213 metrelik kısmı ziyarete açılan 500 metre uzunluğundaki mağarada, göl ve küçük bir şelale de bulunuyor.
BÜYÜK İSKENDER VE AZİZ PAULOS'UN GELDİĞİ BİR MAĞARA
Büyük İskender'in savaşta silahlarını saklayıp, askerlerini çamuruyla tedavi ettirdiği, Aziz Paulos'un M.S. 46 ve 47 yıllarında Aspendos'tan Aksu nehri boyunca, Yalvaç'a giderken Hristiyanlığı yaymak için çevre halkıyla iki kez toplantı yaptığı belirtilen mağarada, ilk kez tekno parti etkinliği düzenlenecek.
Sanal medya bilet satışları için hazırlanan duyurulara bazı kişiler tepki gösterip, çeşitli kamu kurumlarına şikayette bulundu. İşletmeci firmanın 'Antalya'da ilk, Antalya'da mağarada parti yapılacak' başlığıyla sanal medya hesapları üzerinden yapılan duyurularda, 'Cave Techno Experience, 10 Ocak'ta Mağara'da!' ifadesiyle bilet satışları yapılıyor. 10 Ocak günü saat 22.00-04.00 arasında yapılacağı belirtilen partinin, konseptiyle Türkiye'de ilk olduğu belirtildi.
'BİNLERCE YILDIR SESSİZ KALAN MAĞARA UYANIYOR'
Mağaradaki parti için reklamlarda şu ifadeler yer aldı:
'10 Ocak'ta binlerce yıldır sessiz kalan bir mağara uyanıyor. Taşların arasında, yerin altında ve gecenin kalbinde. 7 DJ bu mağarada sahne alacak. Antalya'daki tek tekno mağara partisi. Bu deneyimi kesinlikle kaçırmayın. Avantajlı biletlerimizi şimdiden alın. İkinci after sahne alanı, 10 Ocak'ta yerini ayırt ve bu deneyimi kaçırma. Daha önce hiç tarihi alanda bir tekno parti deneyimlemiş miydiniz? Mağaranın içinde eşsiz bir şekilde eğlence yaşayacaksınız. Eğer siz de merak ediyorsanız bir an önce biletlerinizi almayı unutmayın.'
'MAĞARALARI NEDEN RAHATSIZ EDİYORSUN'
Tekno partiye karşı çıkan speleolog (mağara bilimci) Deniz Özgür, 'Mağaraların turizme açılmasına karşı değilim. Ama bu mağaraların turizme açılırken mağaralıktan çıkarılmasına karşıyım. Mağara dediğimizde aklınıza ne geliyor? Karanlık bir ortam, kayalık yüzey, belki zeminde çamurlar var, yarasalar var, örümcekler var, su akıyor, sarkıtlar, dikitler var. Madem böyle bir yerde etkinlik yapmak istiyorsun, git kendine bir tünel inşa et, bir bina inşa et, onun içinde yap. Mağaraları neden rahatsız ediyorsun' diye konuştu.
YARASALAR İÇİN KRİTİK YAŞAM ALANI
Türkiye Mağaracılık Federasyonu Bilim Kurulu Üyesi Pamukkale Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nden Dr. Oruç Baykara da bu etkinliği büyük endişeyle karşıladıklarını belirterek, 'Mağaralar dışarıdan görüldüğü gibi sıradan kaya boşlukları değildir. Milyonlarca yılda oluşan, çok hassas dengelere sahip, dış etkilere karşı son derece kırılgan, doğal ve kültürel varlıklarımızdır. Bilimsel sorumluluğumuz gereği açıkça uyarıyoruz; bu etkinlik Karataş Mağarası'na geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. En önemlisi Karataş Mağarası, özellikle yarasa popülasyonu için kritik bir yaşam alanı. Şu an yarasalar kış uykusunda, yani hibernasyonda. Yüksek ses, titreşim ve yapay ışıklar onları uyandırırsa; hayvanlar strese girer, enerji depolarını tüketir ve ne yazık ki ölürler. Ayrıca mağarada yaşayan endemik, yani sadece o yöreye özgü canlı türleri de bu gürültü baskısıyla yok olma tehlikesi yaşar' dedi.
YER ALTI SULARINI BESLEYEN BİR SU KAYNAĞI
Mağara içindeki yüz binlerce yılda oluşan sarkıt, dikit gibi oluşumlara dikkati çeken Dr. Baykara, dikkatsiz bir temasın, binlerce yıllık mirası saniyeler içinde yok edebileceği uyarısında bulundu. Bu mağaranın aktif bir su kaynağı olduğunu da belirten Dr. Baykara, 'Mağaranın suyu, bölgenin yer altı sularını besliyor. Böyle bir ortamda yapılacak partide oluşacak atıklar, o suyu kullanan bölge halkını ve tarım alanlarını da tehdit eder. Güvenlik riskini de unutmamak lazım. Mağara tavanı yüzeye yakın. Yüksek ses dalgaları ve özellikle bas titreşimleri, hassas dengedeki kayaların düşmesine veya tavan çökmelerine neden olabilir. Bu, katılımcıların can güvenliği için de ciddi bir kumardır' diye konuştu.
'MAĞARALARIMIZ KONSER ALANI DEĞİLDİR'
Dünyada konser verilen mağaralar olabildiğinden de bahseden Dr. Baykara, 'Örneğin Slovenya'daki Postojna Mağarası. Ancak orası tamamen turizme göre düzenlenmiş, altyapısı buna göre hazırlanmış ve tüm bu riskler minimize edilmiştir. Karataş Mağarası ise doğal, yaban hayatın sürdüğü bir mağaradır. Özetle mağaralarımız disko, konser alanı veya ticari bir meta değildir. Aksine, korunması gereken hassas bir ekosistem ve gelecek nesillere bozulmadan aktarmamız gereken bir mirastır' dedi.
BURASI 'D GRUBU' BİR MAĞARA
Mağaranın bulunduğu arazinin mülk sahibi Çağlar Karataş, mağaranın özel mülkiyete konu, tapulu taşınmaz içerisinde olduğunu belirterek, '30 yıl önce Hazine'den ihaleyle satın alındı. İhale aşamalarında ÇED raporu dahil 13 kurumdan izinleri alındı. Hatta ÇED raporu iki defa üst üste alındı. Ve bu suretle ihaleye çıktı ve mülkiyetimize konu edindik. Mağaralar koruma derecelerine göre A, B, C ve D olarak 4 gruba ayrılır. Bizim mağaramız da D grubu mağara olmakta ve özel bir kısıt olmadan kullanılabilecek mağaralardandır. Yani mağaramız bir sit alanı içerisinde yer almamakta. Diğer taraftan tabii ki koruma ve kullanma arasındaki dengeyi gözeterek faydalanmak hem şehrimizin hem ülkemizin cazibe unsurlarını çoğaltacak olup bizce faydası olduğu kanaatindeyiz. Mağara ve bulunduğu 30 dönümlük arazi turizm işletmesi olarak 15 yıldır hizmet veriyor. Dışında da gezi alanları, yiyecek alanları ve restoran alanları ayrıldı. Tüm bu alanın iş yeri açma ve çalışma ruhsatları mevcut. İçki ruhsatı mevcut ve bütün kolluk kuvvetleri, idari birimler dahil etkinliklere açık. Burayla alakalı bütün bilirkişi raporları, raporlar, kurumların uygunluk görüntüleri tamamı idari bilimlerle paylaşıldı' diye konuştu.
DJ'DEN AÇIKLAMA: YÜKSEK SES OLMAYACAK
Etkinliği düzenleyecek DJ'lerden İlker Büyükarslan, 'Gençlerimize yeni bir deneyimle geliyoruz. Gelin hep birlikte bu deneyimi dünyaya tanıtalım. Yani Mısır ve Kapadokya olduğu gibi biz de Antalya Aksu bölgesinde yeni bir destinasyon keşfettik. İnsanların duyabileceği ve eğlenebileceği seviyede müzik sesi olacak. Öyle bangır bangır, yüksek sesli olmayacak. İnsanların duyabileceği seviyede olacağı için güzel bir etkinlik olacağını düşünün. Kapadokya'da Peribacalarında yapılan etkinlikler de oluyor ama şu an bizim yaptığımız etkinlik daha sıra dışı, İnsanların da çok ilgisini çektiği için hem kötü hem çok iyi yorum yapılıyor ve çok fazla talep var. İnsanlar çok yüksek sesle yıkılabileceğini söylüyor. Tabii ki orası milattan önceden kaldığı için böyle bir şey olmayacağını biz de düşünüyoruz. Ve çoğu kurumdan da izin belgelerimiz mevcut' diye konuştu.
ELİF İLE KERİM'İN AŞKI
1081 yıl kapalı kaldıktan sonra 2011 yılında Turizm Bakanlığı izniyle orman yüksek mühendisi Nasuh Karataş tarafından restore edilerek hizmete açılan mağaranın bölümleri ise şu aşk efsanesi sonucunda oluşuyor:
Yörük kızı Elif ile köyün delikanlısı Asi'lerden Kerim birbirlerine aşık olur. O dönemde (M.S. 1400 civarı) Yörükler ile Asilerin birbirleri ile evlenmelerine izin verilmemektedir. Sevgililerin aileleri Elif ile Kerim'in ilişkisini öğrenir ve linç etmek maksadı ile sevgilileri kovalarken, sevgililer mağarada şeytan olduğu inancıyla kimsenin giremeyeceğini düşünerek, besmele ile mağaraya girer. Birbirlerinden güç alarak, mağara içindeki göl kenarında akan çeşmeye kadar gidip, saklanırlar. Gölün kenarında, mağaranın içindeki çamurla yaralarını tedavi ederler. Mağaranın içinde geceyi gündüzü fark edemediklerinden sadece bu suyu içip uzun süre saklanırlar. Mağaranın içinde yer alan gölün kenarı, Elif ile Kerim'in yanlarında getirdikleri kepenek ile günlerce saklandıkları yerdir. Bir gece Elif, saklandıkları yerden dışarı çıkar ve annesini bulmak için ailesinin çadırının bulunduğu yere gider. Ancak Elif'in ailesi yaylaya göç ettiği için çadırı olması gerektiği yerde bulamaz. Ağlayarak, mağaraya geri dönüp Kerim'in yanına gider. Bu sırada Kerim'in annesi aşıklara acır ve büyük galerinin bulunduğu kuyu ağzından aşıklara ekmek atmaya başlar. Aşıklar da ailelerinin ve tüm köyün barışması için sürekli göl kenarında dua eder. Göle bakarak barışlarının göl kadar büyük olması için dua ederler. (DHA)





