Kübra SONKAYA/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye'nin başkentinde milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. Dün bir tanesi çıkmış, kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde 'TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği'nde konuştu. Programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ve davetliler de yer aldı. Miraç kandilini kutlayarak sözlerine başlayan Erdoğan, 'Gelecek Sensin' sloganıyla yayın hayatına başlayan TRT Genç televizyon kanalını açılışı nedeniyle tebrik etti.

'SON 4 YILDA TRT ORTAK YAPIMI 100'E YAKIN FİLM ÖDÜLE LAYIK GÖRÜLDÜ'

Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi, komisyonda
Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi, komisyonda
İçeriği Görüntüle

TRT'nin uluslararası alanda birçok önemli başarı elde ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'TRT imzasını taşıyan bazı yapımların dünyanın en prestijli festival ve organizasyonlarından ödüllerle dönmesi takdire şayan bir başarıdır. TRT ortak yapımı 'Üzüm Üçgeni' filmi, 75'inci Cannes Film Festivali'nden Altın Palmiye ödülüyle dönerek hepimizin göğsünü kabarttı. TRT World tarafından hazırlanan bir belgeselimiz, haber ve güncel olaylar kategorisinde Emmy ödülünü alarak ülkemize bir ilki yaşattı. Yine Filistin'deki işgalin en sinsi yönü olan yerleşimciler meselesini ele alan 'Kutsal İşgal' belgeseli, dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Sadece son 4 yılda TRT ortak yapımı 100'e yakın film, dünyanın en önemli festivallerinde toplam 500'e yakın ödüle layık görüldü. Bu yıl, 98'inci Akademi Ödülleri'nde 'En İyi Uluslararası Film' kategorisinde yarışacak 'Filistin 36' filmine şimdiden başarılar diliyorum' dedi.

'HER TELEFON BİR ÇEŞİT KUMARHANE HALİNE GELDİ'

Kültür savaşlarının muharebe alanlarından birinin de aile kurumu olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Günümüzde aile kurumu, daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altındadır. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara ve oyuncaklara kadar ilgili ilgisiz her yere özenle yerleştirilen karakterlerle çarpık ilişkiler özendiriliyor, sapkınlıklar teşvik ediliyor. Özellikle çağımızın vebası olan bağımlılıkla mücadelede, TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Şurası bir gerçek ki ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşanıyor. Aydınlık yarımlarımızın güvencesi olan gençlerimiz, dijital platformların ve sosyal medyanın da etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düşüyor. Oyunlaştırma stratejisinin dolayısıyla neredeyse her telefon maalesef bir çeşit kumarhane haline geldi. Eğlence için, vakit geçirmek için girilen dijital oyunlar, bilhassa gençlerimizi sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzak işlevi görüyor. Tütün, sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı da yine bu mecralar tarafından özendirilmekte, gençlerimizin sağlığı ve geleceği çalınmaktadır. Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarında, baktığımızda en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında bu illetler geliyor' diye konuştu.

'EMNİYET TEDBİRLERİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMUYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığının milli bünye açısından terör kadar hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaştığını belirtti. Tehlikenin farkında olduklarına vurgu yapan Erdoğan, 'Aileler parçalanmakta, nesiller kaybolmakta, istihdama, üretime, eğitime, sağlığa gitmesi gereken kaynaklar insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini ne yazık ki beslemektedir. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, 'İktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız' diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur. Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz, tehlikenin farkındayız. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak, her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız aynı şekilde görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun, bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler, özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkanı devreye almak durumundayız. Kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesini irdelemeli, incelemeli; bu sorunun üzerine dirayetle gitmeliyiz' dedi.

'İNSANLAR GECE YARILARINDA SU KUYRUKLARINA GİRDİ'

Türkiye'de yapılan her iyi işi taşlamaktan büyük keyif alan bir kesim olduğunu söyleyen Erdoğan, 'Bunlar ezberleri bozulsun, kafa konforları dağılsın istemezler. Fildişi kulelerden ahkam kesmeyi, ona buna ayar vermeyi pek severler. Basın özgürlüğünü, hak, hukuk, adaleti dillerinden düşürmezler ama söz konusu kendi çıkarları olunca savundukları ne kadar ilke, kavram, prensip varsa hepsini çiğnemekten hiç çekinmezler. Bu çevrelerin öfke dolu saldırılarından TRT'miz de zaman zaman nasibini almaktadır. Bakınız; buna en son Ankara'nın susuzluk sorununda bir kez daha şahitlik ettik. Malumunuz; Türkiye'nin başkentinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildi. İnsanlar gece yarılarında ellerinde bidonlarıyla su kuyruklarına girdi. Aileler; çamaşır, bulaşık, banyo gibi en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için musluğun, çeşmenin başında saatlerce nöbet tuttu. Sosyal medya; çektikleri eziyeti paylaşan, yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu. 2026'nın Türkiye'sine asla yakışmayan sahneleri hepimiz kimi zaman üzülerek, kimi zaman sorumlular adına utanarak tanık olduk. Ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haberleştirdiler. Vatandaşa mikrofon uzattılar. Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Peki, ne mi oldu? Medya, siyaset ve vatandaşın artan tepkisi, günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları en azından harekete geçirmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak mecburiyetinde kaldılar' diye konuştu.

'BASININ GÖREVİ, KAMU ADINA YÖNETİCİLERİ DENETLEMEK'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Dün bir tanesi çıkmış, kışın ortasında susuz bıraktığı insanlarımızdan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT'yi suçluyor. Özel televizyon kanallarını suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yükle ifadelerle şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya, 'Şıracının şahidi bozacı.' Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar. Kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna bizim buradan şunları sormamız lazım; gecenin ayazında, vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat, kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlarda mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı? Basının görevi, kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına özellikle ekranda yer vermek. Allah aşkına bundan niçin rahatsız oluyorsunuz? Kamusal görevlerini yerine getirdi diye basın kuruluşlarımızı niçin suçluyorsunuz? Gazetecileri niçin tehdit ediyor, görevlerini yaptıkları için neden hedef gösteriyorsunuz? Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza, görevinizi layıkıyla yapsanıza. İnanın bu millete çok yazık. Bunların içler acısı halini gördükçe şehirlerimiz adına biz üzülüyoruz. Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşlarımızın da ibretle takip ettiğine inanıyor, bunları aziz milletimizin ferasetine havale ediyorum. Onlar ne derse desin; biz görevini doğrulukla, dürüstlükle, hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz' dedi. (DHA)

Kaynak: DHA