Genel

Kendisi gibi engellilerin bakanlıktaki danışmanı

Ruken KADIOĞLU-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- ANKARA'da doğuştan görme engelli Dr. Fatih Ümit Çetin (36), 1 yıldır Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın danışmanlığını yürütüyor. Engellilerin istihdam, eğitim ve toplumsal hayata katılımını artırmaya yönelik çalışmalar yürüten Çetin, 'Görme engelli bir birey olarak kırılgan bir grubun parçasıyım ve bu grubun yaşadıklarını yakından biliyorum' dedi.

Fatih Ümit Çetin, Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde yüzde 90 görme engeliyle dünyaya geldi. 12 yıllık zorunlu eğitimini doğduğu ilçede tamamlayan Çetin, 2008 yılında Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda Türkiye 23'üncüsü olarak üniversite öğrenimine başladı. Fatih Ümit Çetin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde (TOBB ETÜ) lisans eğitimini 1'incilikle tamamladı. Uluslararası ilişkiler alanındaki yüksek lisans eğitimini de Koç Üniversitesi'nde yine 1'incilikle bitiren Çetin, doktorasını ise siyaset teorisi ve karşılaştırmalı siyaset alanlarında The University of Massachusetts'te yaptı. Fatih Ümit Çetin, Amerika'daki akademik çalışmalarının ardından 1 yıl önce Türkiye'ye döndü. Dr. Çetin, ülkesine döndükten sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın danışmanı olarak görev yapmaya başladı. Çetin, özellikle engelli istihdam modelinin geliştirilmesi, engellilerin eğitim, gündelik hayat, ev düzeni ve ekonomik hayata daha kapsayıcı ve erişilebilir şekilde katılımlarını sağlamak üzerine çalışmalar yürütüyor. Ayrıca Aile Enstitüsü'nün çalışmaları, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı'nın hazırlanmasında rol alan Çetin, çocuklarda dijital medya bağımlılığı ve suça sürüklenen çocuklar olgusunun nedenleriyle ilgili de araştırmalara yapıyor.

BAKAN GÖKTAŞ: FATİH HEPİMİZ İÇİN GURUR KAYNAĞI

'7-10 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası'nda Fatih Ümit Çetin'le ilgili sanal medya hesabından açıklama yapan Bakan Göktaş, 'Dr. Fatih Ümit Çetin, görme engelli bireylerin eğitimde, akademide ve hayatın her alanında ne kadar güçlü şekilde var olabildiğini gösteren en güzel örneklerden biri. Türkiye 23'üncüsü olarak girdiği TOBB ETÜ'de lisans eğitimini birincilikle tamamlayan Fatih, yüksek lisans eğitimini de Koç Üniversitesi'nde yine birincilikle tamamladı. Doktorasını ise The University of Massachusetts'te yapan Fatih'in Amerika'da verdiği dersler ve akademik çalışmaları hepimiz için gurur kaynağı. Bugün ise sahip olduğu bilgi birikimini danışmanım olarak bir seneyi aşkın bir süredir Bakanlığımızın sosyal politikalarına yansıtarak çalışmalarımıza katkı sunuyor. Özverili çalışmaları için kendisine teşekkür ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum. Bu vesileyle Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası'nı tekrar kutluyorum' ifadelerini kullandı.

'SOSYAL POLİTİKALAR GELİŞTİRMEK AMACIYLA DAVET EDİLDİM'

DHA'ya konuşan Dr. Çetin, ABD'deki eğitimini geçen yıl tamamladığını ve Türkiye'ye döndüğünde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın davetiyle danışmanı olarak çalışmaya başladığını ifade ederek, 'Bu davet benim için bir görevden ziyade çok önemli bir sorumluluktu. Akademik birikimim, yurt dışı yaşam tecrübem ve ben de kırılgan grupların bir parçası olduğum için hem içeriden hem de akademik çalışmalarımdan gelen bir bilgim vardı. Akademik çalışmalarımda, farklı toplumların dezavantajlı grupları nasıl görünür ya da görünmez kıldığını, nasıl dışladığını ya da kapsadığını inceledim. Bu birikimlerimi sürdürülebilir, kapsayıcı, insan onuruna ve adalet temelinde tasarlanmış sosyal politikalar geliştirmek amacıyla kullanmam için davet edildim ve son bir yıldır Bakanlık bünyesinde hizmet veriyorum. Benim ablam da doğuştan görme engelliydi. O, pek çok sorunla benden önce karşılaştı ve ben onun geliştirdiği çözüm yollarını takip ederek ilerledim. 2004 yılında ablam Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1'incilikle bitirdi. Hakim olmak istiyordu ancak o dönemdeki mevzuat buna izin vermiyordu. Bu durum hem onun hem de ailemiz için ciddi bir hayal kırıklığı oldu ve benim için önemli bir farkındalık anıydı. O zamana kadar zorlukların çalışarak ve başarılı olarak aşılabileceğine inanıyordum. Bu olay, sistemsel engellerin bireysel çabayla her zaman aşılamadığını görmemi sağladı' diye konuştu.

'ENGELLİLERE YAKLAŞIM, EŞİT YURTTAŞLIK TEMELİNDE OLMALI'

Amerika'daki doktora sürecine de değinen Dr. Fatih Ümit Çetin, 'Oradaki üniversite benim için proaktif adımlar attı. Bağımsız hareket uzmanı görevlendirildi, ders verme sürecinde hangi ek imkanlara ihtiyaç duyduğum soruldu ve kurumsal olarak destek sağlandı. Bu destekler sayesinde ders verdim ve doktora sürecim sonunda en iyi ders veren akademisyenler arasında gösterildim. Toplumda görme engelli bireylere yönelik yaygın bir çocuksulaştırma ve sürekli yardıma muhtaç görme eğilimi var. Günlük hayatta restoranda ya da bankada doğrudan bana değil yanımdaki kişiye hitap edilmesi bunun bir yansıması. Bu ön yargıların aşılabilmesi için engelli bireylerin akademide, medyada, bürokraside, siyasette ve özel sektörde aktif roller üstlenebilmesine imkan tanınması gerekiyor. Engelli bireyler de hata yapabilir, başarısız olabilir ama aynı zamanda başarılı da olabilir ve katkı sunabilir. Yaklaşımın merhamet temelli değil, eşit yurttaşlık ve güçlü kurumsal altyapı temelinde olması gerektiğine inanıyorum' dedi.

'BENİM KİTAPLARIMI ANNEM-BABAM OKUDU'

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nda danışman olmanın kendisi için büyük bir onur ve mutluluk kaynağı olduğunu ifade eden Dr. Çetin, 'Görme engelli bir birey olarak kırılgan bir grubun parçasıyım ve bu grubun yaşadıklarını yakından biliyorum. Sayın Bakanımızın sosyal medyada yaptığı paylaşım benim için sürpriz oldu ve çok gurur vericiydi. Bu, benden gelen bir talep değildi. Ancak Sayın Bakanımızın hem kişisel hem de profesyonel desteğini her zaman hissettim. Çalışmalarıma ve fikirlerime değer verdiğini bilmek beni çok mutlu ediyor. Ben, engelli bir çocuk sahibi olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum ama ailemin bu süreçte gösterdiği fedakarlıkları çok iyi biliyorum. Ailem alt-orta gelir grubundaydı ve büyük fedakarlıklarla eğitimimizi her şeyin önünde tuttu. Annem de babam da ilkokul mezunu olmasına rağmen bizim kitaplarımızı okudular, bizimle yakından ilgilendiler ve eğitimin engelleri aşmanın en önemli yolu olduğuna bizi inandırdılar. Bu konuda aşırı fedakarlardı. Benim ablam üniversite okurken, babam günde iki üç sayfa kitabı kasete kaydedip ablama gönderiyordu. Benim akademik kitaplarımı yine çoğu zaman babam ya da annem okudu. Bu nedenle ailelerin daha bilinçli ve proaktif olması gerektiğine inanıyorum. Engellilik, yetersizlik üzerinden tanımlanmamalı; duyusal sınırlılıklar, farklı yeteneklerle telafi edilebilir. Görme engelli bireyler güçlü hafızaya, sözel yeteneklere veya soyut düşünme becerilerine sahip olabilir. Önemli olan, engelli bireyleri yardıma muhtaç değil; karar alabilen, üretebilen ve başarılı olabilen bireyler olarak konumlandırabilmektir. Bu yaklaşım hem vatandaşlar hem politika yapıcılar hem işverenler hem de akademisyenler için geçerlidir' ifadelerini kullandı. (DHA)