Ruken KADIOĞLU-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- ANKARA'da 30 yıldır 'Bronşektazi' (kronik ve enfektif bir akciğer hastalığı) ile mücadele eden Hülya Kanbur (37) beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bağışlanan akciğerinin nakledilmesiyle hayata tutundu. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçakla getirilen organ, Bilkent Şehir Hastanesi'nde 12 saat süren operasyonla nakledildi; Kanbur 5 yıldır bağlı olduğu oksijen cihazından kurtuldu.
Kentte yaşayan 3 çocuk annesi Hülya Kanbur, 7 yaşında 'Bronşektazi' (kronik ve enfektif bir akciğer hastalığı) tanısı aldı. Kanbur, 2020 yılında koronavirüs geçirdikten sonra ise oksijen cihazı ile yaşamını sürdürmeye başladı. 5 yıldır oksijen desteği ile yaşamını sürdüren Hülya Kanbur, 2 ay önce nakil listesine alındı. Kanbur, 1 Ekim'de travma sonucu yaralanarak hastanede beyin ölümü gerçekleşen hastanın bağışlanan akciğeri ile hayata tutundu. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait uçakla Ankara’ya getirilen akciğer, Bilkent Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 12 saat süren operasyonla Hülya Kanbur’a nakledildi. Kanbur, nakil sonrası 5 yıldır aldığı oksijen makinesi desteğinden kurtuldu.
'BAĞIŞÇININ AİLESİNE MİNNETTARIM'
Hülya Kanbur, nakilden sonra çok mutlu olduğunu ve kendini çok iyi hissettiğini anlatarak, "Yeniden doğmuş gibi oldum; anlatamam. Bu hastalığı 7 yaşından beri çekiyordum, organ nakliyle kurtuldum resmen. En son Covid oldum. Covid’den sonra oksijen makinesi çıktı ve hayatım tamamen durdu. Dışarı çıkamıyordum, hiçbir şey yapamıyordum; hep oksijen makinesi. Yaşım ilerledikçe hastalık ağırlaşıyordu. Dışarıya çıkmak, bir şey yapmak mümkün olmuyordu. Çok zorlanıyordum. Şimdi hayata yeniden doğmuş gibiyim. Bütün doktorlardan Allah razı olsun, bana yeniden yaşam verdiler. Bağışçının ailesine de başsağlığı diliyorum, çok teşekkür ediyorum. Hayatım tamamen durmuştu ama şimdi bambaşka bir şey yaşıyorum. Organ bağışı ile bir insan kurtulmuş oluyor, hayata yeniden dönmüş oluyor. Bağışçının ailesine minnettarım. Şimdiden sonra yapamadıklarımı yapmak, yaşamak istiyorum. Daha önce hiçbir yere gidemedim, gezemedim, yaşayamadım. Allah nasip ederse bundan sonra hayatımı yaşamak istiyorum. 3 çocuğum var ve onları da çok özledim" dedi.
'HASTAMIZ OKSİJEN BAĞIMLI SÜREÇTEN TAMAMEN AYRILDI'
Bilkent Şehir Hastanesi Akciğer Nakli Merkezi Sorumlu Uzman Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Furkan Şahin ise acil nakil listesine alınan Kanbur’a hızlı bir organın çıkması için beklediklerini belirterek, "Hülya Hanım ancak yeni bir organla yaşam şansını ve hayat kalitesini artırabileceği bir noktaya gelmişti. Ülke çapında duyarlılık beklediğimiz bir nokta bu. Akciğer ve kalp nakli, solid organ nakilleri arasında donöre bağımlı olan nakillerdir ve sadece beyin ölümü gerçekleşmiş bağışçılardan sağlanabilir. Bağışçı sayısı azlığı bekleme süresini uzatan en önemli faktörlerden biridir. Hastamıza uygun donör 1 Ekim tarihinde bulundu. Hem uzun süredir beklemesi hem boyut hem de kan grubu uyumu nedeniyle hızlı bir organizasyon sağlandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de içinde olduğu süreçle organı aldık. Hülya Hanım oksijen bağımlı hastaydı. Oksijen bağımlılığı, kişinin oksijenin uzandığı alan kadar özgürlüğe sahip olması ve birilerinin desteğine ihtiyaç duyması demektir. Hastamız oksijen bağımlı süreçten tamamen ayrıldı. Oksijen bağımlı başlayan süreç tamamen sona ermiş ve hastamız kimseye bağımlı kalmadan kendi işlerini yapabilecek hale geldi" diye konuştu.
'BAĞIŞ ARTTIKÇA DAHA FAZLA HASTAYA UMUT OLMAK MÜMKÜN'
Bilkent Şehir Hastanesi Akciğer Nakli Kliniği’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Türkkan ise Hülya Kanbur’un taburculuk aşamasına geldiğini söyleyerek, "Akciğer naklinde hız kısıtlayıcı basamak donör sayısıdır. Bağış arttıkça nakil sayıları artacaktır. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların organlarının bağışlanması konusunda yoğun bakım uzmanları aileleri bilgilendirir. Her birey organ bağışı yaparak toprak olacak organlarıyla yeni bir cana nefes olabilir. Bağış arttıkça daha fazla hastaya umut olmak mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. (DHA)




