Ayşenur DEMİRTAŞ GÜL-Emirhan YÜZÜGÜLDÜ/ANKARA, (DHA)- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi davası tutuklusu Tayfun Kahraman'ın sağlık durumuna ilişkin, 'Biz hepimiz Gezi'deydik. Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi, son derece haklı bir hassasiyetle başlayan, ağaçlar kesilmesin diye başlayan, son derece barışçıl ve son derece de demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil' dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i parti genel merkezinde ziyaret etti. Görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. Özel ve İncirli, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Özel, Genel Başkan İncirli ile aynı gün genel başkan seçildiklerini söyleyerek, 'Bu hoş tesadüfle birlikte iki parti de kendi ülkelerinde yollarına devam ediyorlar. Dayanışma içindeyiz. Zaten siyasete, Kıbrıs sorununa aynı perspektiften bakan, dünyada insanların siyasetten beklentilerine aynı bakış açısıyla çözüm üreten, aynı niyetle siyasete girmiş insanlar olarak dayanışmamızı sürdürüyoruz. Her ikimiz de son girdiğimiz seçimlerden büyük bir başarıyla çıktık. Bundan sonra da önümüzdeki bir yıl içinde Kıbrıs'ta hem yerel hem de genel seçim var. Biz de her an yapılması olası bir erken seçimde Türkiye'nin iktidar umuduyuz. Bu anlamda her iki parti kol kola, dayanışma içinde ülkelerinde iktidar için yürüyorlar. Bu ziyareti bu açıdan da çok anlamlı buluyorum' diye konuştu.

'MURAT ÇALIK'IN BERAAT EDECEĞİ DE ORTADA'

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Murat Çalık ile Gezi Davası tutuklusu Tayfun Kahraman'ın sağlık durumlarına ilişkin, 'Son 15 gün içinde her iki arkadaşımızı da ziyaret etmiştim. O ziyaretimden sonra Sayın Murat Çalık'tan operasyonla bir kitle alındı. Ve şimdi tabii o kitle incelenecek. Ama Murat Çalık'ın hastalığı, Tayfun Kahraman'ın da öyle; cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Sayın Murat Çalık açısından da düzenli olarak ve özel diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Sayın Murat Çalık için yazılan ilk rapor, tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu. Ama biliyorsunuz adli tıp kurumunda yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda, ikinci rapor olması gerektiği gibi düzenlenmedi. Ve Sayın Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor. Ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Ve şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Şimdi yüreğimiz ağzımızda, yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz. Ve en sonucunda iddianamede de ortaya çıktı. O iddianamedeki iddialara bakıldığında Murat Çalık'ın beraat edeceği de ortada. Ve neredeyse 1 yıldır, 10 ayı geçen bir süredir hapiste. Artık bir yerden sonra aklıselimin, vicdanın hakim olması gerektiğini düşünüyoruz' ifadelerini kullandı.

'Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehditler ve Riskler' raporu alt komisyonda kabul edildi
'Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehditler ve Riskler' raporu alt komisyonda kabul edildi
İçeriği Görüntüle

'ANAYASA YOK SAYILIYOR'

Tayfun Kahraman açısından da bir Anayasa Mahkemesi kararı olduğunu belirten Özel, 'Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Anayasa Mahkemesi'nin esastan verdiği karara, birinci kademe mahkeme tarafından uyulmuyor ve anayasa yok sayılıyor; yani hukuk devletinin reddi, kendi varlığının inkarı. Aslında o birinci kademe mahkemesinin, İstanbul'daki 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nin yaptığının anayasadaki karşılığı; anayasayı ortadan kaldırma, devlet düzenini bozma suçu. Çünkü anayasa hepimiz tarafından uyulması için var. Her bir sayfası devlet düzeninin başka bir şeyini tarif ediyor; mülkiyet hakkı da orada, Cumhurbaşkanının yetkileri de orada, Meclis de orada, edeceğimiz yemin de orada. Ve bir sayfasında 'Anayasa Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır. Yasama, yürütme, yargı gerekçeli karardan sonra buna derhal uyar' yazıyor. Buna uymayanlar bu devletten maaş almaya, güya Türk milleti adına yargı dağıtmaya devam ediyorlar. Olacak iş değil' açıklamasında bulundu.

'İSYAN ETMEMEK ELDE DEĞİL'

Özel, Tayfun Kahraman'ın eşiyle görüştüğünü ve ondan aldığı bir haberi ilk kez paylaşacağını söyleyerek, 'Kortizon yüklemesini yapmışlar, başka yatan hastalara yer açmak için 15 günlüğüne cezaevine yollayacaklar, cezaevinde yatacak. 15 gün sonra tekrar gelecek ve tedavisi devam edecek. Çünkü işte Türkiye'deki bütün imkansızlıklar bir araya geliyor. Oysa bu sırada Anayasa Mahkemesi, 'Yargılamayı tekrarlayın ve tutuksuz yargılayın' demişti. Bu karara uyulmadı. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin önünde karara uyulmaması yönünden ikinci bir başvuru var. Anayasa Mahkemesi'nin bunu oy birliğiyle, geçmiş uygulamaları gibi hızla karara bağlamasını ve bu karara uyulması için yeniden hem mahkemeye yollamasını, orası uymazsa da artık görev Yargıtay'da olacak malum; bu süreci takip ediyoruz. İsyan etmemek elde değil. Yani bir yandan sağlık, bir yandan mahkeme kararları, bir yandan hukukun temel ilkeleri, bir yandan anayasaya uyma yükümlülüğünün hepimiz üzerindeki yarattığı sorumluluk; ama bir yandan da acı çeken insanlar. Yani diyecek söz bulamıyorum. Kardeş partimizin ziyaretinde sağlıkla ilgili bir soru olmasa bunu yanıtlamazdım ama gerçekten artık el insaf diyoruz. Birazcık vicdan diyoruz. Bu kadar kötülüğü yapacak, bu kadar vicdansızlığa sessiz kalacak, yol açacak ne kötülük yaptı o insanlar size? Bu kin, bu nefret kime?' dedi.

'BARIŞÇIL BİR PROTESTOYDU'

Özel, Bülent Arınç'ın Tayfun Kahraman ile ilgili açıklamalarına ilişkin de 'Sayın Arınç vicdanın gereğini yapmış. Kendisi zaten doğru bildiğini söyleyen bir siyasetçi olarak bilinir. Ben de bunların hepsini Sayın Erdoğan'a hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi'nde hem de genel merkezimizde tane tane anlattım. Yazılı dokümanını verdim. Bir kez daha söyleyeyim, Sayın Erdoğan'a anlattığım şekliyle söyleyeyim; biz hepimiz Gezi'deydik. Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi, son derece haklı bir hassasiyetle başlayan, ağaçlar kesilmesin diye başlayan, son derece barışçıl ve son derece de demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil. 'Bakın Tayfun Kahraman ne demiş?' deyip Sayın Erdoğan'a verdim ben bunu. Tayfun Kahraman hem Bülent Arınç ile görüştü hem de Sayın Erdoğan'la görüştü. Arada 6 gün veya 5 gün var diye biliyorum. İki görüşmenin sonunda son derece yapıcı açıklamalarda bulundu. Sayın Erdoğan'dan 'Sayın Başbakanımız' diye bahseden, 'Kendisi ağaçların kesilmeyeceğini söyledi. Kendisi yargı kararının bekleneceğini söyledi. Yargı kararı bizim lehimize değil aleyhimize de olsa, bir referandum sandığı koyacağını söyledi. Referandumdan çıkmadıkça İstanbul'a Topçu Kışlası inşa edilmesini halka soracaklarını söyledi. Bu vakitten sonra Gezi sakinlerinin Gezi'yi boşaltmalarını takdirlerine sunuyorum' dedi Tayfun Kahraman. Ben bu çıktıyı verdim kendisine, bunun video kayıtları mevcut. Ben oralardaydım. Tayfun bu açıklamayı yapınca bazı gruplar tarafından yuhalandı. Geçen hafta öğrendiğime göre fiziki saldırıya da uğramış' ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE İLE İLİŞKİMİZE ÖNEM VERİYORUZ'

CTP Genel Başkanı İncirli ise Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak Türkiye ile olan ilişkilere çok büyük bir önem verdiklerini söyleyerek, 'Bu ilişkilerin doğru zeminde, güçlü ve karşılıklı saygıya dayalı bir şekilde ilerlemesi doğrultusunda çalışıyoruz. Çünkü gerçekten Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için yaşamsal öneme sahiptir. Ve bu ilişkilerimizin de güçlü olması ve karşılıklı saygıya dayalı olması CTP'nin üzerinde çok hassasiyetle durduğu bir konudur. Doğu Akdeniz'de de hızla değişen bir jeopolitik yapı var. Ve bu da bizi tedirgin ediyor. Bölgesel barış ve istikrarın anahtarının aslında Kıbrıs'taki çözüm olduğunu da bir kez daha bize gösteriyor. Doğu Akdeniz'deki jeopolitik değişim bize Kıbrıs'ın aslında önemini bir kez daha bölgesel barış açısından, bölgesel istikrar açısından çok önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor' diye konuştu. (DHA)

Kaynak: DHA